
Tespit edilen 129 türden 95'i Türkiye'de ilk defa kayıt altına alındı,
7'sinin ise bilim dünyası için yeni olduğu belirlendi
TÜBİTAK destekli çalışma sonucunda Akdeniz sahilinde tespit edilen 129
türden 95’inin, Türkiye’de ilk defa kayıt altına alındığı, 7’sinin ise
bilim dünyası için yeni olduğu belirlendi.
Mersin Üniversitesi (MEÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim
üyesi Doç. Dr. Süphan Karaytuğ’un yürütücülüğünü üstlendiği proje
kapsamında, Samandağ’dan Kalkan’a kadar Akdeniz sahili tarandı.
Doç. Dr. Karaytuğ, yeryüzünde şu ana kadar tanımlanmış tür sayısının 1,5
milyon civarında olduğunu, sanayileşme, çevre kirliliği gibi birçok
nedenle henüz keşfedilemeyen bir çoğunun ise yok olacağını söyledi.
Türlerin tanımlamasının doğru yapılmasının korunması yönünde etkin
çalışmaları da beraberinde getirdiğini ifade eden Karaytuğ, Balıkesir
Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Serdar Sak, Dr. Alp Alper ve araştırma
görevlisi Serdar Sönmez ile TÜBİTAK desteğinde 3 yıl süren projede,
Türkiye’nin Akdeniz sahillerinde yaşayan mikroskobik krustaselerin
araştırıldığını kaydetti.
Hatay’ın Samandağ ilçesinden Kalkan’a kadar olan bölgede araştırma
yaptıklarını belirten Karaytuğ, 'Çalışmamızı omurgasız hayvanlar
içerisinde Crustacea (kabuklular) grubunda yer alan ’Copepoda’ alt
grubunun ’Harpacticoida’ faunasını ortaya koymak üzere kumul sahillerde
sadece dalganın gel-git yaptığı ıslak bölgelerde gerçekleştirdik' dedi.
KEŞFEDİLEN TÜRE 'MERSİNENSİS' ADI VERİLDİ
Anadolu’nun kültürlerin yanı sıra çok sayıda canlı türüne de ev
sahipliği yaptığını belirten Karaytuğ, şöyle konuştu:
'Yaptığımız çalışmada tespit edilen 129 türden 128’i Akdeniz sahilinde
ilk defa belirlenirken, 95’i Türkiye’de ilk defa kayıt altına alındı.
7’si ise bilim dünyası için yeni. Silifke ilçesine yakın bir kumlu
sahilden keşfettiğimiz canlı türüne Mersin şehrine atfen ’Ciplakastacus
Mersinensis’ adı verildi. Bu yeni tür SCI kapsamındaki Journal of
Natural History adlı dergide yayınlanarak bilim dünyasına tanıtıldı.
Bunun yanı sıra Kızkalesi sahilinde yaşayan ve bölgedeki tarihi kalenin
(Korykos) adının verildiği ’Odaginiceps Korykosensis’ de SCI
kapsamındaki Zookeys adlı dergide basım aşamasında bulunuyor. Kalan 5
türle ilgili bilimsel yayın sürecini tamamlayarak literatüre
kazandıracağız.'
SAHİLLERDE ANADOLU’YA ÖZGÜ TÜRLER
Türkiye’nin çok fazla sayıda kumlu sahile sahip olduğunu ve buraların
sürekli artan yapılaşmadan dolayı olumsuz etkilendiğini vurgulayan
Karaytuğ, 'Sahillerimizde keşfedilmeyi bekleyen türlerin bulunduğu bu
proje ile bir kez daha ortaya kondu. Sahillerin korunması yönünde acil
önlem alınmalı. Bazıları henüz keşfedilmemiş, bazıları ise endemik
sayılabilecek çok sayıda canlı grubuna ev sahipliği yapan sahillere
göreken önem verilmeli' dedi.
Türkiye’nin oldukça zengin fauna bileşimine sahip olmasına karşın çoğu
canlı grubu hakkında halen yeterli bilginin bulunmadığına işaret eden
Karaytuğ, şunları kaydetti:
'Kendine özel yapıya sahip kumsalın kaybedilmesi, canlı çeşitliliğinin
kaybedilmesi anlamında bir tatlı su gölünün kuruması kadar önem taşıyor.
Özel bir sahilde yaşayan tür sayısı belki bir gölden daha fazladır. İlk
anda yaşamdan yoksun olduğu hissini veren ve çölleri andıran kumsallar,
aslında mikroskobik ve makroskobik yaşamla doludur. Buralarda
hayvanların yanı sıra çok sayıda endemik bitki türüne rastlamak da
mümkündür.
Özellikle üzerinde çalıştığım sahillerin gel-git bölgesinde bulunan bu
canlıları hemen fark etmek mümkün olmuyor. Buralarda çok sayıda
keşfedilmemiş canlı ve bunların içerisinde Anadolu’ya özgü türler de
var.'
SIRADA EGE SAHİLİ VAR
Karaytuğ, son çalışmasından önce Karadeniz ve Marmara sahillerinde de
TÜBİTAK ve üniversite destekli benzer çalışmalar yaptığını, bu çerçevede
5 yeni türün daha önce bilim dünyasına kazandırıldığını söyledi.
Hedeflerinde Ege sahilinin bulunduğunu ifade eden Karaytuğ, 'Amacım,
Türkiye’nin bu alandaki zenginliğini ortaya koyarak üzerinde çalıştığım
gruba ait Türkiye faunasını ortaya çıkarmak. Ama ne yazık ki benim
uzmanı olmadığım çok sayıda canlı grubu, Türkiye’de üzerinde çalışılmayı
ve keşfedilmeyi bekliyor. Anadolu her yönüyle bir hazine ve sahip
çıkılması gerekiyor.'