Time, Türkiye’nin AB kapısında beklemekten vazgeçmek zorunda kalabileceğini yazdı.

Time dergisi, Türkiye’nin, İngiltere Başbakanı David Cameron’un
desteğine karşın AB kapısında uzun uzun beklemekten vazgeçmek zorunda
kalabileceğini yazdı.
Fransız düşünce kuruluşu Uluslararası Çalışma ve Araştırmalar Merkezi
yöneticisi Anne-Marie Le Gloannec “Birkaç yıl önce çekingenlik ve
sürüncemeyi göstererek engellerin Avrupa tarafında olduğunu
söyleyebilirdiniz. Şimdi ise kanıtlama yükümlülüğü Türk tarafında.
Türkiye yön değiştiriyor ve nereye yöneldiğini gerçekten merak
ediyorsunuz. Cameron’un konuşması kötü bir zamanlamaydı: Şimdi hediye
vermenin zamanı değil” dedi. Time’da Türkiye’nin bugüne değin hukuk
sistemini, medya yasalarını, vatandaş haklarının korunmasını ve azınlık
haklarını AB normlarıyla uyumlu bir hale getirmede başarısız olduğu ve
“Türkiye için kendi yoluna koyulma zamanı” yaşandığı iddia edildi.
-TÜRKİYE’NİN AB İSTEĞİ-
Leo Cendrowicz imzalı makale “AB Türkiye’ye neden hala sırtını
çeviriyor” başlığını taşıdı. İngiliz Başbakanı Cameron’un konuşmalarının
Türkiye’de büyük çoğunluk tarafından memnuniyetle karşılandığı
belirtilen yazıda, ancak hala yeni düşüncelere sahip İngiliz lider ya da
bir başkasının, ülkenin AB emellerini yeniden rayına oturtacağı
konusunda kuşkular bulunduğu belirtildi.
“Elbette Türkiye’nin girişimi, AB hükümetlerinin ülkeyi resmi aday
olarak tanıdıkları 2004’ten bu yana en kötü durumda” denilen yazıda en
iyimser senaryolara göre bile üyeliğin 15 yıldan önce gerçekleşmeyeceği
iddiaları anımsatıldı. Time üyelik görüşmelerinin incitici biçimde yavaş
yürüdüğünü, 35 müzakere faslından sadece 13’ünün açıldığını, malların
ve emeğin serbest dolaşımı ile ilgili olanlar dahil sekiz faslın,
Türkiye deniz ve hava limanlarını, Ankara’nın tanımadığı Kıbrıs’a
açıncaya değin kapalı kalacağını kaydetti.
Makalede şu satırlar yer aldı:
“-Avrupa tarafından reddedilirken Türkiye yıllar sonra acı çekiyor.
2008’de yapılan bir araştırma Türklerin AB üyeliği için desteğinin
2004’teki yüzde 70’ten yüzde 42’ye düştüğünü ortaya çıkardı. Bu yıl Mart
ayında yapılan bir başka ankete göre Türklerin yüzde 65’i ülkelerinin
AB’ye bir şekilde katılacağını, yarısına yakını Türkiye’nin Batı’nın
gerçek bir parçası olduğunu düşünmüyor. İstek dibe vurdukça, Türkiye’nin
katılımı için yaşamsal olan siyasi reformların ivmesi kısır döngü
oluşturuyor.
-TÜRKİYE HUKUK SİSTEMİNİ, MEDYA YASALARINI, VATANDAŞ, AZINLIK HAKLARINI KORUMADA BAŞARISIZ OLDU-
-Böylece Türkiye bugüne değin hukuk sistemini, medya yasalarını,
vatandaş haklarının korunmasını (civil protections) ve azınlık haklarını
AB normlarıyla uyumlu bir hale getirmede başarısız oldu. AB Göçmenler
ve Mülteciler Komitesi Türkiye’yi dünyada göçmenler için bulunulabilecek
en kötü ülkelerden biri olarak adlandırırken Uluslararası Af Örgütü
işkencenin yükseldiğini belirtiyor.
-Kötüleşen üyelik görüşmeleri Türkiye’nin, Batıda neredeyse tümü ‘parya’
statüsünde görülen özellikle İran, Sudan ve Suriye gibi –Hamas söz
konusu değil- Doğu komşularına artan erişimine denk geliyor.
-Türkiye’nin Batı’ya karşı artan karışık hislerinin kısmen AB’nin
sırtını dönmesiyle açıklandığını belirten İstanbul Bilgi
Üniversitesi’nde öğretim üyesi, Brüksel’deki Avrupa Siyasi Çalışmalar
Merkezi araştırmacısı Senem Aydın, ‘Herşey için Avrupa’yı
suçlayamazsınız. O aynı zamanda Türkiye içindeki dinamiklere de bağlı.
Daha iddialı bir Türkiye görmek isteyen seçmenler var’ dedi.
-Türkiye’nin Doğu’ya dayanmasında, petrol ve gaz zengini orta Asya
devletleri için kendisini bir merkez olarak konumlandırması yanında
ulusun artan ekonomik güvenini yansıtan finansal bir mantık da var.
Türkiye şu anda dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi. Ekonomisi geçen yıl
yüzde 4.7 daralsa da, 2010’un ilk çeyreğinde yüzde 11.7 yükselerek geri
tepti.
-TÜRKİYE İÇİN KENDİ YOLUNA ÇIKMA ZAMANI-
-Türkiye’nin katılım çabalarını destekleyenler, bunun ülkenin Batı’ya
çapa atması olacağını söylüyorlar. Bu kişiler arasında, Türk
parlamentosuna geçen yıl AB’nin, Türkiye’nin üyeliğiyle ‘etnik
çeşitlilik, inanç geleneği kazanacağını’ söyleyen AB Başkanı Barrack
Obama da var. Fakat Paris kökenli bir düşünce kuruluşu olan Uluslararası
Çalışma ve Araştırmalar Merkezi yöneticisi Anne-Marie Le Gloannec AB’
artık Türkiye’nin yolundaki ana engel olmadığını söylüyor. Türkiye için
kendi yoluna koyulma zamanı. Le Glaonnec, ‘Bundan birkaç yıl önce
çekingenlik ve sürüncemeyi göstererek engellerin Avrupa tarafında
olduğunu söyleyebilirdiniz. Şimdi ise kanıtlama yükümlülüğü Türk
tarafında. Türkiye yön değiştiriyor ve nereye yöneldiğini gerçekten
merak ediyorsunuz. Cameron’un konuşması kötü bir zamanlamaydı:
Şimdi hediye vermenin zamanı değil’ dedi.
-Cameron’un taze ve diri coşkusundan başka, kredisini hala
kullanabileceği küresel bir sermayesi var, kendisi –hem AB’de, hem
Ankara’da- sayıları giderek azalan Türkiye’nin girişimini destekleyenler
topluluğunun bir parçası. Desteğiyle olsa bile Türkiye kendi kendine AB
kapısında uzun uzun beklemekten vazgeçmek zorunda kalabilir.”
ANKA