Banka yöneticileri arasında cari açığın önemli ölçüde artacağı beklentisi güçlendi.

2010 Banka yöneticilerinin yüzde 22'si cari işlemler açığının geçen
yılın aynı dönemine göre önemli ölçüde artacağına dikkat çekerken, yüzde
68'i cari işlemler açığının üç ay içinde artacağı görüşünü dile
getirdi. Böylece bankacılık sektörü yöneticilerinin yüzde 90'ı
önümüzdeki üç ay içinde cari açığın artacağı yönünde görüş bildirdi.
Bütçe açığı konusunda görüş ayrılığına düşen banka yöneticilerinin yüzde
45’i bütçe açıkları düşecek derken, yüzde 29’u açığın artacağı, yüzde
25’i aynı kalacağı görüşünü savundu.
BDDK, 68 üst düzey banka yöneticisi tarafından cevaplanan Temmuz-Eylül
2010 dönemi Bankacılık Sektörü Yönetici Kesimi Beklenti Anketi’ni
açıkladı. Ankete göre ekonomik büyüme ve makroekonomik göstergelere
ilişkin olumlu beklentiler artarak devam ederken, özellikle GSMH kredi
hacimleri ve bankacılık sektörü aktif büyüklüğünde artış beklentisine
sahip katılımcı sayısındaki artış dikkat çekti.
Diğer taraftan, ticari ve bireysel kredilerde takibe dönüşme oranındaki
artış beklentilerinin düşüş göstermesi, bankacılık sektörü
riskliliğindeki azalma ve faiz oranlarına ilişkin durağan beklenti
ekonomik iyileşmenin devam edeceğine ilişkin diğer olumlu göstergeler
olarak saptandı. Katılımcıların bir önceki anket döneminde var olan hem
makroekonomik hem bankacılık sektörü göstergelerine ilişkin olumlu
beklentileri, önümüzdeki 3 aylık dönemde de devam edeceğine işaret etti.
-CARİ AÇIK HARİÇ TÜM BEKLENTİLER OLUMLU-
Makroekonomik göstergelere ilişkin beklentilere bakıldığında, cari açık
haricinde tüm beklentilerin olumlu yönde olduğu görüldü. Özellikle TÜFE
de artış bekleyen katılımcı oranının yüzde 57’den yüzde 10’a düşmesi
dikkat çekti. Makroekonomik göstergelerden GSMH’da katılımcıların, yüzde
32’si önemli ölçüde olmak üzere, yüzde 98’i artış, yüzde 2’si azalma
beklerken, bütçe açığında yüzde 29’u artış, yüzde 25’i aynı kalma, yüzde
45’i azalma beklediğini ifade etti.
İç borçlanma faiz oranında yüzde 12’si artış, yüzde 79’u aynı kalma,
yüzde 59’u azalma beklediğini dile getirirken bu anket dönemindeki tek
olumsuz beklenti 'cari açığın artacağı' beklenti oldu. Beklenti bir
önceki anket döneminde yüzde 79 iken bu anket döneminde, yüzde 22’si
önemli ölçüde olmak üzere, toplam yüzde 90’a çıktı. Cari işlemler
açığının artacağına dair tahminlerin, ekonomik genişlemenin bir sonucu
olarak artacak olan, ara mal ve enerji talebine dayandırıldığı
düşünüldü.
-KREDİ FAİZLERİNİN AYNI KALACAĞI BEKLENTİSİ HAKİM-
Ankette, fon kaynaklarına ve kredi faiz oranlarına ilişkin beklentilerin
geçen anket döneminde olduğu gibi ağırlıklı olarak aynı kalma yönünde
olduğu görüldü. Aynı kalacak beklentisi 3 ay vadeli TL mevduat faiz
oranında yüzde 79, 3 ay vadeli döviz tevdiat hesapları (DTH) faiz
oranında yüzde 71, TCMB bankalar arası para piyasası kısa vadeli faiz
oranında yüzde 90, bankaların yurtdışı borçlanma faiz spreadinde ise
yüzde 75 seviyesinde öngörüldü.
Artacak beklentisi ise sırayla, yüzde 13, yüzde 28, yüzde 9 ve yüzde 15
olarak gerçekleşti. Kredilerin faiz oranlarına ilişkin beklentilere
bakıldığında aynı kalma yönünde beklentiye sahip katılımcı oranı, konut
kredilerinde yüzde 85, diğer tüketici kredilerinde yüzde 84, ticari
kredilerde yüzde 82, kredi kartlarında ise yüzde 84 seviyesinde tahmin
edildi.
Artacak beklentileri ise aynı sırayla yüzde 12, yüzde15, yüzde 16, yüzde
6 olarak gerçekleşti. Hem ticari hem bireysel kredi hacimlerinde, GSMH
ve bankacılık sektörü aktiflerinde büyüme beklentileri ile uyumlu bir
şekilde, artış yönündeki beklentiler hakim oldu.
Kredi hacimlerinde artış beklentisine sahip katılımcı oranı konut
kredilerinde yüzde 90, taşıt kredilerinde yüzde 54, ticari kredilerde
yüzde 88, KOBİ kredilerinde yüzde 91 ve kredi kartlarında yüzde 81
seviyesinde öngörüldü. Kredi hacimlerine ilişkin cevaplarda takipteki
tüketici kredisi ve ticari kredi hacimlerinin artacağına dair
beklentilerin önceki anket dönemlerine göre önemli düşüş göstererek
sırasıyla yüzde 50 ve yüzde 43 olarak gerçekleşmesi dikkat çekti.
Kredi hacimlerini etkileyebilecek en önemli faktörlerin sorulduğu
sorularda, bir önceki anket döneminde olduğu gibi, ticari krediler için
ticari iç talepteki artma veya azalma, bireysel krediler için ise
tüketim talebindeki artma veya azalma faktöründen etkilenebileceği ifade
edildi.
-AKTİF BÜYÜKLÜĞÜN ARTACAK BEKLENTİSİ GÜÇLENDİ-
Bankacılık sektörü aktif büyüklüğüne ilişkin artış beklentisine sahip
katılımcı oranı, kredi hacimlerindeki artış beklentilerine uyumlu
olarak, yüzde 96 oranında artış olarak gerçekleşti. Sektörün karlılığına
ilişkin beklentilerde ise katılımcıların yüzde 29’ı azalacağını, yüzde
53’ü karlılığın aynı kalacağını ve yüzde 19’u ise artacağını belirtti.
Anket katılımcılarının yüzde 71’ü en fazla artış göstermesini
bekledikleri fon kaynağı olarak mevduatı gösterdi. İkinci sırada yüzde
16 ile sermaye piyasaları geldi.
-BANKACILIK SEKTÖRÜNDE YABANCI SERMAYE PAYININ AYNI KALACAĞI BEKLENTİSİ HAKİM-
Bankacılık sektöründeki yabancı sermaye payının yüzde 84 oranında aynı
kalacağı beklenildi. Bankacılık sektörünü ve sektöre olan güveni en
fazla etkilemesi beklenen faktörlerin sorulduğu sorularda makroekonomik
gelişmelerin önde geldiği
Görüldü. Ancak, önceki anket dönemleri ile karsılaştırıldığında siyasi
gelişmelerin önemli görülme oranının azaldığı dikkat çekti.
-KATILIMCILARIN YÜZDE 65’İ RİSKLERİN AYNI KALACAĞINI SÖYLEDİ-
Sektörün riskliliğine ilişkin soruda ise banka yöneticilerinin yüzde
34’ü riskliliğin artacağını, yüzde 65’i ise aynı kalacağını
beklediklerini ifade etti. En önemli risk kaynağı olarak ise
katılımcıların yüzde 47’si kredi riskini, yüzde 34’ü ise faiz riskini
gördüklerini belirtti.
Anket sonuçlarından, bankacılık sektörü yöneticilerinin önümüzdeki üç
aylık dönemde GSMH, kredi hacimleri ve aktif büyüklüğü gibi
göstergelerde olumlu gelişmeler olmasını, faiz oranlarının yatay bir
seyir izlemesini, karlılığın durağan bir görünüm arz etmesini ve
riskliliğin önceki dönemlere göre artmamasını bekledikleri sonuçlarına
ulaşıldı.
Risk kaynaklarına ilişkin soruya verilen cevaplara bakıldığında anket
katılımcılarının yüzde 47’sinin kredi riskini, yüzde 34’ünün faiz
riskini en önemli risk kaynağı olarak değerlendirdiği görüldü.
Bir önceki anketin verilerinde kredi riski yüzde 50 ile en önemli risk
kaynağı olarak görülmekteydi. Faiz riskinin en önemli görülme oranının
geçen anket döneminde yüzde 49 iken bu anket döneminde yüzde 34’e düşmüş
olması dikkat çekti.