Budapeşte, tarihi binaları, kaleleri, kaplıcaları, romantik atmosferiyle turistlerin ilgi odağı.

Osmanlı hakimiyetinde yaklaşık 160 yıl kalan Macaristan'ın başkenti
Budapeşte, tarihi binaları, kaleleri, kaplıcaları, romantik atmosferiyle
turistlerin ilgi odağı.
Yılda 30 milyondan fazla turist çekebilmesinin nedenleri olarak
Avrupa'nın SPA merkezi olma özelliği, kumarhane turizmi gibi etkenler
sıralansa da, en önemli neden olarak ''tarihiyle barışık olması''
gösteriliyor.
AA muhabirinin izlenimlere göre, Buda ve Peşte diye kenti ikiye
bölen Tuna Nehri'nin güzellik kattığı şehir, ''Tuna Nehri'nin İncisi''
ve ''Doğu'nun Paris'i'' diye adlandırılıyor.
-BUDA VE PEŞTE'NİN TUNA İLE AŞKI-
Tuna Nehri'nin iki yakasındaki Buda ve Peşte şehirlerinin 1873
yılında birleşimiyle oluşan Budapeşte, Orta Avrupa turuna çıkan
turistlerin uğramadan geçmediği bir şehir. Tuna Nehri'nin etrafında
''özenle'' kurulmuş ve bu nehrin kattığı güzellikle hayat bulan kent,
ziyaretçilerini hem tarihe yolculuk yaptırıyor, hem de romantizm
yaşatıyor. Tuna Nehri'nin iki yakasını birleştiren köprülerin özellikle
geceleri ışıl ışıl görüntüsü ise görenleri büyülemeye yetiyor.
120 ırmaktan beslenerek 10 ayrı ülke topraklarından geçen Tuna
Nehri'nin en güzel göründüğü kent olarak gösterilen Budapeşte, adeta
açık hava müzesi gibi. İki yakayı birleştiren birçok köprü ile Tuna
Nehri'nin etrafındaki tarihi binalar, Gellert Tepesi'nden büyüleyici bir
görüntü sunuyor.
Kahramanlar Meydanı'ndaysa yarım daire şeklinde dizili sütunların
altında Türklere ve diğer ırklara karşı savaşmış Macar krallarının
heykelleri ve heykellerin altında da kahramanlıklarını gösteren
kabartmalar yer alıyor.
''Eski şehir'' diye tanımlanabilecek merkezi bölge, mimari
yapıların güzelliğiyle dikkati çekiyor. Peşte tarafının en görkemli
yapısıysa 1884-1902 yılları arasında kurulmuş, taş işçiliğinin en
kıymetli örneklerinden biri olarak gösterilen parlamento binası. Tuna
üzerindeki göz alıcı köprülerden biri olan Elisabeth Köprüsü'nün Peşte
ayağında, dünyanın ikinci büyük sinagogu Dohany-Nagy Sinagogu bulunuyor.
Trafiğe kapalı Vaci Utca içinse ''şehrin kalbinin attığı yer''
tanımlaması yapılıyor.
-MACARİSTAN'DA OSMANLI İZLERİ-
Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1526'da fethedilen bu kent
Osmanlı idaresinde kaldığı süre boyunca birçok esere sahip olsa da,
Osmanlı hakimiyeti sona erdikten sonra bu eserlerin çoğunun yıkıldığını
öğrenmek, özellikle Türk turistleri üzüyor.
Geceleri Tuna Nehri üzerinde yapılan tekne turlarında Buda ve
Peşte'yi birbirine bağlayan ilk köprünün Osmanlılar tarafından yapıldığı
anlatılıyor. Osmanlılar döneminde yapılan hamamların sonradan da
kullanıldığı ifade ediliyor.
Osmanlı hakimiyetinde önemli bir yeri olan Estergon Kalesi'nin yerinde
bugün sadece kalıntılar dururken, kalenin olduğu yerde büyük bir
katedral dikkati çekiyor. Katedral önünde yerel kıyafetlerle enstrüman
çalan bazı Macarlar'ın Türk turistleri görünce Estergon Kalesi parçasını
çalması ise buruk olan yürekleri heyecanlandırıyor.
Budapeşte'de dikkati çeken yerlerden biri de Gül Baba Türbesi. 15.
yüzyıl sonlarıyla 16. yüzyıl başlarında yaşamış bir Bektaşi dervişi olan
Gül Baba'nın Kanuni Sultan Süleyman döneminde Buda'nın (Budin) fethi
sırasında şehit düştüğü anlatılıyor. Macarlar tarafından da sevilen Gül
Baba'nın, bu lakabını külahında daima bir gül taşımasından aldığı
bilgisi veriliyor.