Edirne, yaz mevsiminde de tüm sevecenliğiyle karşılıyor konuklarını.

Ziyaretçilerine her mevsim başka başka güzellikler sunan Edirne, yaz
mevsiminde de tüm sevecenliğiyle karşılıyor konuklarını.
Ne zaman dile gelse Türkiye coğrafyası Kars'ın yanına mutlaka
iliştirilir Edirne... Edirne'ye gelemese de pek çok kimse, mutlaka
''Edirne'den Kars'a'' diye bir kez de olsa almıştır diline.
Mutlaka Edirne'ye ziyarete gelenleri çeken bir şey vardır. Doğal
güzellikleri, kültürel mirası, konumu, tarihteki rolü... Çeken her ne
olursa olsun bir asra yakın Osmanlı'ya başkentlik yapmış, Avrupa
sınırındaki bu şirin kent, geleni hep mutlulukla uğurluyor.
İstanbul'a 235, Çanakkale'ye 230, İzmir'e 534, Ankara'ya 688
kilometrelik uzaklıktaki, eşsiz mimari yapıları ve doğal güzellikleriyle
gelenlerin zor ayrıldığı ve bir daha gelmek isteyeceği bir açık hava
müzesi konumundaki Edirne, yaz mevsiminde de tarihi, kültürel, doğa yada
yeni gelişen fotoğraf gezileri düşünen herkesin uğrak yeri olmaya aday.
-İNANÇ TURİZMİ
Çoğunlukla Ramazan ayında inanç turizmi için tercih edilen Edirne,
son yıllarda, diğer aylarda da konuklarını ağırlıyor.
Mimar Sinan'a ''usta budur'' dedirten mimarlık harikası Selimiye
Camisi, tüm heybetiyle adeta bir biblo gibi boy gösteriyor.
Duvarlarındaki hat yazılarıyla adeta insanı içine çeken, Kabe'deki
Hacerül Esved taşından bir bir parcayı duvarında barındıran Eski Cami,
Osmanlı mimarisinde ilk revaklı avlunun denendiği Üç Şerefeli Camii,
Türk-İslam Mezartaşı örneklerinin bulunduğu bir mezarlığa sahip
Beylerbeyi Camii, Hz. Muhammet'in Edirne'de II.Murat'a rüyasındayken
yapımı için emir verdiği rivayet edilen Darülhadis Camii ve niceleri.
Osmanlının derin hoşgörüsünü hiç bozmadan günümüze taşıyan Edirne,
diğer inanış ve dinlere de bağrında yer vermiş ulu bir kenttir.
Paskalya Bayramlarını, İsim bayramlarını, Ordu Bayramlarını Müslüman
mahallelerindeki kiliselerde derin hoşgörü ve sevgiyle kutlayan Bulgar
Kiliseleri Sveti Georgi Kilisesi, Sveti Kostantin ve Elena Kilisesi ile
Musevilere ait havra, Bahai inancını taşıyanların mekanı Bahai evi, bir
çok ülkede görülemeyecek bir kardeşliğinde fotoğrafıdır aslında.
Kilise çanıyla, cami minaresinin dostça fotoğraf verdiği Edirne'de inanç
turizmi yalnızca İslam inancına mensup olanlara değil, Hristiyanlık,
Musevilik yada diğer inanışlarla yaşayan ziyaretçileri de kapsayan bir
turizm çeşidi.
-NEHİRLER SALINA SALINA AKAR
Arda, Meriç, Tunca... başka memleketlerden doğsa da Balkanların
kokusunu salına salına getirdikleri için yüzyıllardır akarlar
hasretle... Her birinin süsü ayrıdır üstünde...
Her biri Edirne'ye deniz, sahil kenti görüntüsü verir. Meriç Nehri
kenarında bir yudum demli çay içmek dünyalara bedeldir, derin hülyalara,
eşsiz hayallere götürür. Teknolojinin onca kıtlığına rağmen, yapıların
mimarisi kafanıza takılır, onlarca soru türer, cevap veremez hayran
kalırsınız.
MÜZELER
Edirne müzeleriyle de geçmişe sahip çıktığını gösterir. Edirne
Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Enez kazı buluntuları, Roma dönemi
tarihi eserlerinin yanı sıra, 2. Selim'in Selimiye Camii'ne bağışladığı
tarihi Kuran-ı Kerim orijinal teşhirleriyle ilgi çekiyor.
Bunların yanı sıra Avrupa'nın o dönemde ruh hastalarına bakmayıp,
dışladığı, Osmanlı'nın ise sosyal devlet anlayışıyla su, ney sesi ve
güzel kokuyla tedavi ettiği 2. Bayezit Külliyesi Sağlık Müzesi'nde de,
mankenlerle yapılan canlandırmayla sizi o döneme götürüyor.
Bir kahramanlık destanı yazan, Edirne Savunma Kuvvetleri Komutanı
Mareşal Şükrü Paşa'nın ''Düşman savunduğumuz hatları geçtikten sonra
ölürsem, kendimi şehit kabul etmiyorum. Beni mezara koymayın, etimi
kuşlar ve itler çeke çeke yesinler. Fakat, savunma hattımız bozulmadan
şehit olursam, kefenim, lifim ve sabunum çantamdadır. Beni bu yere
gömeceksiniz ve gelecek nesiller üzerime bir abide dikecekler'' diyecek
kadar cesaretle kenti savunduğu alanı, 3 boyutlu canlandırmalar
eşliğinde dolaşabilir ve o dönemin fotoğrafını görebilirsiniz.
-VE DAVULLAR ÇALINSIN BAŞLIYOR KIRKPINAR
''Yiğit namıyla anılır'' derler ya, 7 asırdır nam almaya gelen
yiğitlerin türküsüdür Kırkpınar... Dile kolay 649. yıldır ata sporu
canlı ve dinamik. Edirne'nin kültür turizmindeki en büyük kozlarından
biriside hiç kuşkusuz Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'dir. Bu gün
başlayan güreşler, Sarayiçi Er Meydanı'nı bir cazibe merkezine
dönüştürür, kentteki tüm hareketi buraya çeker.
(Antalya mı galip gelecek, Ordu mu?) (Künde mi olur köstek mi?)
mücadelenin her türlüsünün yaşandığı Er Meydanı turizm hareketliliği
sağlaması açısından Edirne için önemli bir unsurdur.
Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'ni izlemek için kente gelenler, kentin
tarihi dokusunu, kültürel yapısını içinde hisseder, Er Meydanı
yakınındaki Balkan Şehitliğini görenlerin yüreği burkulurken, Osmanlı
sarayını görenlerse ecdadıyla gurur duyar.
-EDİRNE'NİN LEZZETLERİ-
Edirne'ye özgü yiyeceklerin başında Edirne'nin meşhur tava ciğeri
geliyor. Lezzetini bölgede yetişen bitki örtüsüyle beslenen dana ve inek
ciğerlerinden alan Edirne'nin meşhur yemeği tava ciğer, Edirne'ye
uğrayanları yemeden gitmemesi gereken bir tat olma özelliği taşıyor.
Edirne'de markalaşma yolunda hızla ilerleyen ciğerciler, kalite ve
sunumlarını da bir hayli yükseltince, Edirne sokaklarında, caddelerinde
zaman zaman ciğer yemek için dakikalarca kuyrukta bekleyen insan
manzaraları artık sıradan olmaya başladı.
Son yıllarda pazar payını oldukça yükselten Kavala kurabiyesi ve
badem ezmesi de Edirne'nin yerelden ulusallaşan damak tatlarındandır.
-FOTOĞRAFÇILAR İÇİN VAZGEÇİLMEZ MEKANLAR
Edirne turizmi gün geçtikçe çeşitlenirken her yıl bir başka turizm
kolu da bu çeşitliliğe ekleniyor. İnanç turizmi, günü birlik turlar,
kültür turizmi ve doğa turizmi derken son yıllarda buna birde fotoğraf
turizmi eklendi.
Foto safariler adı altında birleşen gruplar, Edirne'ye özel zaman
ayırıyor. Gün batımını Selimiye ile aynı kadrajda buluşturmak
isteyenler, Meriç Nehri ile martıları bir anda çekmek isteyenler daha
güzel kareleri yakalamak için birbiriyle yarışıyor.
Bu turizmin gelişmesinde ünlü Fotoğraf Sanatçısı Ara Güler'in Eski
Cami hat yazıları önünde çektiği o unutulmaz kadın fotoğrafının
tartışılmaz yeri büyüktür.
Her ne olursa olsun, eski bir payitahta gün geçirmek, insanın içine
hem bir mutluluk, hem de ayrı bir gurur veriyor.
Edirne'ye gelmek için bahane çok, ayrılmak ise biraz zor geliyor
insana...