''İskenderiye Feneri''nin bulunduğu kent, son yıllarda turizm yönüyle ön plana çıkıyor.

İsmini Büyük İskender'den alan ve dünyanın 7 harikasından biri olan
''İskenderiye Feneri''nin bulunduğu Mısır'ın İskenderiye kenti, son
yıllarda özellikle turizm yönüyle ön plana çıkıyor.
AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Mısır'ın Akdeniz kıyısında
bulunan ikinci büyük şehri İskenderiye (Alexandria), M.Ö. 332'de adını
aldığı Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından kuruldu.
Kıyı boyunca dizilen restoranları, yüksek katlı binaları, palmiyeleri
ve yürüyüş parkurlarıyla İzmir'i andıran İskenderiye, Mısır'ın nüfus,
turizm ve ticaret açışından önemli ikinci kenti olma özelliği taşıyor.
Yerleşimin sahil şeridinde yoğunlaştığı kentte, kıyı boyunca iç
kısımlara oranla daha modern binalar bulunuyor. Ancak iç kısımlara
gidildikçe daha eski, düzensiz ve bakımsız binalar ile sokaklardaki çöp
yığınları dikkati çekiyor.
Kıyı şeridindeki yüksek katlı binaların dışı devamlı boyanmasına
rağmen kum fırtınaları yüzünden kahverengi ve sarıya dönüyor. Denizin
etkisiyle havanın bunaltıcı bir hale geldiği İskenderiye'de halk, biraz
da serinlemek için özellikle tatil günleri olan cuma ve cumartesi sahil
boyunca dizilen şemsiye ve şezlongların altında dinleniyor veya denize
girerek serinliyor.
Trafik kurallarının uygulanmadığı, trafik işaret ve ışıklarının
bulunmadığı kentte trafik, kuralsızlıklara rağmen belli bir nizam
içerisinde akıyor. Ölümlü veya yaralanmalı trafik kazasının hemen hemen
hiç olmadığı kentte, trafikteki bu durum yayalar için zor durumlar
oluşturuyor.
Kentin hemen hemen her caddesinde Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'in
fotoğraflarının bulunduğu bilboardlar dikkat çekiyor.
-İSKENDERİYE KÜTÜPHANESİ-
Eski çağlarda dünyanın 7 harikasından biri olan ''İskenderiye
Feneri'' ve zamanının en büyük kütüphanesi olan ''İskenderiye
Kütüphanesi'' ile tanınan kentte, ayrıca Montaza Sarayı ve bahçeleri,
Kaitbay Kalesi, Abul Abbas Camisi, Catacombs Pompei kalıntıları ve
Amfitiyatro da gezilebilecek turistik ve tarihi yerler arasında
bulunuyor.
İnsanlık tarihine kazandırılan önemli eserlerden biri olan ''İskenderiye
Kütüphanesi'', M.Ö. 3. yüzyılda kuruldu. Mısır'a giren her kitabın
kütüphaneye götürülerek bir nüshası çıkarılıp sahibine verilmesi
mecburiyetinin bulunduğu İskenderiye'de, yurt dışına gönderilen
memurlar, başka ülkelerde buldukları kitapları satın alarak kütüphaneye
kazandırırdı. Ancak o dönem çeşitli fanatik görüşler nedeniyle antik
Pagan tapınakları ve yapıların imhası sırasında kütüphanenin
Hristiyanlar tarafından yakıldığı iddia ediliyor.
UNESCO 1987 yılında antik çağdaki kütüphaneye yaraşır bir kütüphane
oluşturmak için Norveç ve Avusturyalı mimarlarca tasarlanarak eski
kütüphanenin bulunduğu yerde yeni bir bina yapımına başlandı. Eski Mısır
medeniyetlerini temsilen güneş şeklinde tasarlanan ve yaklaşık 150
milyon dolara mal olan kütüphane, 2002'de hizmete girdi.
Dünyadaki bütün dillerden 500 bin kitabın bulunduğu kütüphanenin
duvarlarında sembolik olarak dünyadaki bütün alfabelerin harfleri
bulunuyor ve özel olarak yapılan akustik sistem sayesinde ses uzaklara
gitmiyor.
Kütüphanede, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Mısır Valisi olarak görev
yapan Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Mısır'da kurduğu ilk matbaanın
makinelerinden biri de sergileniyor.
-İSKENDERİYE FENERİ-
Mısır Hidivi 2. Abbas tarafından yaptırılan Montazah Sarayı,
Akdeniz sahili boyunca uzanan eşsiz bir manzaraya sahip. Enver Sedat
döneminde restoren edilen saray, Floransa ve Türk mimarisi özelliklerini
taşıyor.
İçerisinde palmiye ve gül ibrişimi ağaçlarıyla muazzam bir
görselliği barındıran saray, Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek tarafından
yazlık olarak kullanılıyor.
Sarayın çevresindeki 14 kilometrekare genişliğindeki bahçe, halkın
dinlenme amaçlı olarak kullandığı önemli mekanlardan biri olarak dikkat
çekiyor.
Kentin en hakim bölgesinde bulunan ve en önemli tarihi mekanlarından
biri olan Kaitbay Kalesi ise 1480 yılında Sultan Kaitbay tarafından
inşa edildi. Kenti ele geçiren her hükümdar tarafından askeri amaçlı
olarak kullanıldığı bildirilen kale, ünlü İskenderiye Feneri'nin
yıkıldığı Pharos'ta inşa edildiği ve kalenin yapımında fenerin antik
taşlarının da kullanıldığı tahmin ediliyor.
Bizans İmparatoru Diocletian onuruna M.S. 4. yüzyılda dikilen ve 25
metre uzunluğundaki granit Pompey sütunu da turistlerin merak ettiği
yerlerden biri oluyor.
İskenderiye Limanı'nın karşısındaki Pharos Adası'na yapılan ve
dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilen ''İskenderiye Feneri'',
denizciler için sağ salim eve dönmek, mimarlar için dünyanın en yüksek
yapısı, bilim adamları için ise ışığı 70 kilometre öteye taşıyabilen
gizemli bir ayna anlamını taşıyor.
Büyük İskender öldükten sonra Mısır'ın hakimiyeti İskender'in
komutanı Ptolemy Batlamyus Soter'a geçmiş, o dönem Yunanlılar ile yakın
ilişkide bulunularak deniz ticareti yapılmıştı. Bu nedenle bir deniz
feneri yapılması zorunlu olduğu için M.Ö 285-246 yılları arasında eşsiz
bir fener inşa edildi. Şimdiye kadar yapılmış en yüksek deniz feneri
olduğu iddia edilen 166 metre uzunluğundaki fenerin tunç aynasının
geceleri 70, gündüzleri 35 kilometre uzaklıktan görülebildiği
belirtiliyor.
Gemicilik için güvenli bir ortam sağlamak isteyen Yunanlı tüccar
Sostratus tarafından finanse edilen fenerin en gizemli yanı, gündüzleri
bile güneş ışığını denize yansıtmak amacıyla tasarlanmış cilalı bronz
aynalarıydı.
Tarihsel süreçte belli dönemlerde meydana gelen depremlerde çeşitli
bölümleri yıkılan fenerin, son olarak 1480 yılında Memlük Sultanı
Kaitbay tarafından fenerin olduğu yere yapılan bir kalede malzemeleri
kullanılmak üzere tamamen yıkıldığı tahmin ediliyor.