Gözlerim, artık mutat olan bir tıbbi müdahaleden dolayı kapanmadan önce, özetle şöyle yazmıştım:

Gözlerim, artık mutat olan bir tıbbi müdahaleden dolayı kapanmadan
önce, özetle şöyle yazmıştım: “1950’de Demokrat Parti iktidara geldikten
sonra, Güneydoğu oyları uğruna, değerli Türk Komutanı Mustafa Muğlalı
Paşa, Van’ın Özalp ilçesinde eşkıyaları tedip ettiği için, idam
isteğiyle muhakeme edilmiş, hatta idama mahkûm edilmişti. Şimdi Van’daki
“Mustafa Muğlalı Kışlası’nın” da adını değiştirmek isterlerse, hayret
etmem!” Daha yazımın mürekkebi kurumadan bunu da yaptılar; gözlerimi
açınca bakıyorum ki aynı gaflet ve hainlikler devam ediyor… Devlet,
TC’ye başkaldıran mürteci Şeyh Said’in kahraman gibi anılmasına seyirci
kalırken, “Türk” parlamentosunun, AKP milletvekillerinin çoğunlukta
olduğu TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, birden hatırlamış; Van’ın
Özalp ilçesindeki Orgeneral Mustafa Muğlalı Kışlası’nın adının, ’bölge
barışına zarar verdiği’ve halkı askerlikten soğuttuğu gerekçesiyle,
“derhal” değiştirilmesini istiyor! Yani “o hal” mi istediniz… Yerine
“derhal” !
AKP iktidarı ve komisyonu, Mustafa Muğlalı Paşanın adından rahatsız;
Oraya Şeyh Said veya PKK ölüleri için anıt dikilse aldırmayacak. Bu
“İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu”, şu sırada “Ergenekon Kapsamında”
yargılanan, aylarca yatan, askerlerin, gazetecilerin, siyaset ve bilim
adamlarının tüm haklarının ihlal edilmesiyle acaba neden hiç ilgilenmez
bu kapsamın “derhal” kapatılmasını, neden talep etmez!
Edemez, ama Mustafa Muğlalı Paşanın “adı” oy hesapları için önemli.
İktidarın “Kürt Açılımının” ilk parolası Mustafa Muğlalı Paşa’nın adı
idi…
Komisyonun raporunda, Muğlalı’nın isminin kışlaya verilmesinin nedeni
“aklama çabası” olarak nitelendirildi… Yanılıyorla. Kışlaya Mustafa
Muğlalı Paşa’nın adı, kahraman bir Türk generalinin “oy” toplamak için
gasp edilmiş onurunu ve itibarını, iade etmek için, verilmişti!
Acı olan, bazı gazetelerin ve TV kanallarının bu haberi sanki Paşa
suçluymuş gibi vermeleri ve Paşanın kim olduğunu hatırlamamaları,
hatırlatmamalarıydı… Hatta muteber bir gazete soruyordu “33 kişinin
katilinin adı bir kışlaya verilir mi?” diye!
Muğlalı Paşa kimdir?
Bu konuda bellekleri tazeleyelim ve kamuoyunu aydınlatmaya çalışalım.
Muğlalı Paşa, gerçek bir Türk kahramanıdır. Balkan Savaşı’nda, Birinci
Cihan Savaşı’nda,Kurtuluş Savaşı’nın hemen her cephesinde savaşmış,
Mustafa Kemal Atatürk’ün silah arkadaşıdır. Paşa 1930’da Menemen’de
irtica ayaklanması ve asteğmen Kubilay’ın şehit edilmesinden suçlu 28
kişiyi idama mahkûm eden Sıkıyönetim Mahkemesinin de başkanıdır. Ve
gericiler Paşayı hiç affetmediler… Paşa, Atatürk’ün ölümünden sonra
Üçüncü Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı’na getirilir. 1943 yılında Van’ın
Özalp İlçesi’nin sınır bölgesinde İran’a kaçmaya çalışan bir grup
kaçakçı, güvenlik güçleri tarafından sıkıştırılır. Çatışma çıkar ve dur
emrine uymayan eşkıyalardan 33 tanesi öldürülür. Bu olaydan 3 sene sonra
Meclise giren DP milletvekilleri Paşa hakkında 33 masum köylüyü
öldürttüğü için şikâyetçi olur, Olay tam bir siyaset şovuna dönüşür.
1947 yılında emekli olan Mustafa Muğlalı Paşa yargı önüne çıkartılır,
kendisine ve askerlerine yöneltilen suç 33 kişiyi kurşuna dizmektir.
Askerlerinin de suçlandığını öğrenen Muğlalı Paşa mahkemede “Tüm
kurşunları ben sıktım, çocukların bir suçu yok” der. Mahkeme sonucu
Muğlalı Paşa 20 yıl hapse mahkûm olur. 11 Aralık 1951 tarihinde, 70
yaşında Cezaevinde kahrından ölür, şehit olur!
Rahmetli kayınpederim Albay Vahit Esirgemez, bu davalar sırasında
Genelkurmay’da Muhakemat Şubesinde yargıçtı. Eşine ve sonra eşim olan
kızına, hep “Yazık ediyorlar Paşamıza” diye şikâyet edermiş. Tam bir
trajedi. Bir sepet oy uğruna şehit edilen bir Türk Generali! Ve Komisyon
bu Paşayı gene şehit etmek istiyor!
Şimdi bakalım, Komisyonun bu talebini, AKP Hükümeti, “derhal” yerine
getirecek mi? Ve en önemlisi, TSK ne yapacak? Ben Türk Ordusunun ve
komutanlarının, Mustafa Muğlalı Paşanın şahsında, TSK’nın onuruna
yapılan bu tecavüze boyun eğeceğine inanmak istemiyorum!
Komisyonun bu talebi üzerine Milli Savunma Bakanlığı “Merhum Muğlalı,
işlediği suçtan dolayı cezasını çekmiştir. Merhumun cezasının süresiz
devam edeceğinin iddia edilmesi hiçbir hukuki değerle bağdaştırılamaz’’
diye karşı çıkmış. Bunun da hukuki, yasal mesnetleri var. Ancak
Bakanlığın cevabındaki “Merhum Muğlalı, işlediği suçtan dolayı cezasını
çekmiştir” cümlesini doğru bulmadım. Paşa suç işlememiş, görevini
yapmıştı.
ALTEMUR KILIÇ / YENİÇAĞ