16 Kasım 2008 Pazar

İzzettin Doğan ne istiyor?

Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan nasıl bir Diyanet istediğini anlattı....
Profesör Dr.İzzettin Doğan, Cem Vakfı’nın kurucusu ve başkanı olduğu gibi Alevi dünyasının en tanınmış isimlerden birisi. Doğan dede ailesi etkin bir aile. Doğan’ın soydan gelen bir ağırlığı da var. İzzettin Doğan Alevi sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği Ankara’daki mitinge katılmadı ve karşı çıktı

Cem Vakfı’nı neden kurdunuz?

İslam’ın siyasallaşması karşısında bir uyarıcı olacağına inandığım için. Siyasi İslam’ı nötralize edecek akıl ve bilime dayanarak, batı demokrasileri hangi değerlerle devam ediyorsa onunla devam edebilmesini sağlamak amacıyla, Alevi İslam anlayışının Türk halkına yeniden sunulması gereğine inandım.

Siyasi İslam tehlikesine karşı Aleviliğin İslamiyet inancının bu toplum açısından daha birleştirici olduğunu düşünüyorsunuz.

Hayır, çoğulculuğu getirecek. Demokratik hayatın vazgeçilmez unsuru olan çoğulculuğu getirmesi gerekiyordu. Sünni İslam egemen durumdaydı ve yasal himayeye kavuşturulmuştu. Bu veriler karşısında siyasal İslam’ın iktidara gelme şansı vardı.

Alevi İslam anlayışını ve diğer İslam anlayışlarını baskı altına alarak da iyiden iyiye yok etme tehdidiyle karşı karşıya gelebilirdi. İslam’ın diğer gelişme modellerine de az çok vâkıf olduğum için bunun demokrasiyi de beraber öldürebileceğini düşündüm. Çünkü laik cumhuriyet ile Sünni teolojinin eğer kendisi iktidara gelseydi beraber yaşama şansı olmazdı. Onlara göre Kuran Tanrı’nın kelamıdır. Onda yanlış olmaz. Öyleyse bütün yasaların ona uygun bir biçimde düzenlenmesi gerekiyor. Ki buna zaten şeriat diyoruz.

Cumhuriyet tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra aslında devletin resmi dininin Sünni-Hanefi olduğunu neredeyse resmileştirdi.

Onu resmileştirdi ama bir şey gözden kaçıyor. O da Mustafa Kemal’in bu devrimi yaparken temeline kültürü koyduğu çok kişi farkında değildir. Atatürk, yeni cumhuriyeti yeni bir kültür temeline dayandırmak istiyordu. Bunun için Türk Dil Tarih Kurumu’nu kurdu.

385 yıl sonra Alevilikle ilgili kitapların yayınlandığını gördük. Tarihte İlk Mutasavvıflar Fuat Köprülü’nün en önemli çalışmalarından birisidir. Orta Asya’dan göçler yoluyla gelen, 13. asırda Anadolu’nun aydınlanma dönemi dediğimiz; Yunus Emre’yle, Hacı Bektaş-ı Veli’yle, Mevlana’yla, daha sonraları Miladi’yle, İkrari’yle, Pir Sultanıyla, yüzlerce binlerce ozanıyla, Baba dedesiyle gerek Rumeli’de gerekse Anadolu’daki insanlarla, Orta Asya göçebe kavimlerinin İslam anlayışı getirildi.

Özü esas alan bir İslam anlayışını göçebe kavimlerinin de yaşam biçimlerine uygun olan, daha elverişli olan, statik olmayan bir anlayış getirerek Türk kültür temeline koymak istedi ve öyle yaptı.

Cem Vakfı’nda nasıl bir çalışma yapıyorsunuz?

Cem Vakfı bir felsefi yaklaşımla kuruldu. Alevi kesimden gelip de, parayla pulla uğraşmak durumunda olan işadamlarının iletişimde oldukları bir vakfı uygun gördüm. 1995’de Cem Vakfı’nı kurduktan sonra televizyonlarda, medyada, benle yapılan röportajlarda Aleviliğin yavaş yavaş gün yüzüne çıkması gibi bir olaya tanık oldu Türkiye. Siz Alevi İslam anlayışını halka sunmazsanız, bu çoğulculuk adına çok büyük kayıp olması bir yana, Aleviliğin Türkiye’de bir güvenlik sorunu olması kaçınılmazdır. Hukuken tanınmayan, devletin ayrımcı muamele yaptığı hiçbir valinin, hiçbir emniyet müdürünün, müsteşarın, genel müdürün dahi kabul etmediği bu nedenle daha çok sosyal demokrat politikalara oy verdikleri için.

Bunları o günkü Sovyetler Birliği’yle uzun bir sınırı olduğunu düşünerek, adeta sakıncalı tehdit unsuru olarak gören bir anlayışın zaman içinde büyük yabancı güçler tarafından rahatça kullanabileceğini, bir destablizasyon faktörü olarak, bir kargaşaya sürükleme faktörü olarak kullanılabileceğini başbakanların tümüne anlattım.

Bu açıdan kendilerine sunduğumda büyük bir yanlışın yapıldığını, bu yanlışın devam etmemesi gerektiğini söylediğimde ‘Biz bu açıdan hiç bakmadık’ dediler. Ama 2. randevuda ‘Hocam bu iş olmuyor, aşamıyoruz’ dediler. Hem Demirel, Çiller, Yılmaz hem de rahmetli Bülent Ecevit söz birliği etmişler gibi. Dediler ki ‘Biz Diyanet İşleri Başkanlığı’nı aşamıyoruz. Diyanet Alevileri istemiyor’

Diyanet İşleri Başkanlığı Başbakanlığa bağlı değil mi?

Benim yıllardır savunduğum şudur: Diyanet İşleri Başkanlığı bu haliyle devlet içinde devlet gücünü barındırıyor ve hiçbir siyasi kurumun sözünün geçmediği, onların da üstünde bir statüye sahip. Başbakan Diyanet İşleri Başkanı’nı atıyor. Buna rağmen siz bu ülkede yüz binin üzerinde cami inşa etmişsiniz. Şu anda özel camilerle birlikte 117 bin cami var.

Şimdi onlar da bağlandılar. Yüz binin üzerinde de personel istihdam ediyorsanız ve her yıl 2 milyar doların üzerinde parayla destek veriyorsanız, ister maaş adı altında, ister dolaylı biçimde Diyanet İşleri aracılığıyla. İsterseniz, MEB’de zorunlu din derslerinin görülmesi açısından verdiğiniz dolaylı paralar. İmam hatip okullarına verdiğiniz dolaylı paralar. 6-7 milyar dolar tutuyor.

Siz böyle bir güçle veriyorsanız, bana göre bu devletin kendini intiharıdır. Yani laik cumhuriyetin yıkılması için bu doğrudan doğruya devletin intiharı anlamına geliyor. Bunu açık açık kendilerine de söyledim.

Siz nasıl bir Diyanet istediniz?

Benim kendilerinden istediğim Diyanet şekli şuydu:

Diyanet A’dan Z’ye yeniden ele alınmalıdır. Ben Diyanet’e karşı değilim prensip olarak. Çünkü Mustafa Kemal cumhuriyeti kurarken Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurmasını gerektiren şartlar bugün daha ağır şekilde vardır. En azından maaşlar yoluyla bir nüfuz tesisi imkânını elinde bulunduran devlet modeli çok daha iyi olabilir. Diyanet’in ortadan kaldırılması değil, Diyanet’in yeniden yapılandırılması gerekir.

Bütün inanç grupları o Diyanet’te özerk biçimde, alt-üst ilişkisi olmadan, kimsenin inancında ‘benim inancım daha yukarıda’ tartışmaları olmamalı. Adam taşa tapıyorsa, onun inancı da odur. İnanç grupları oranında demokratik biçimde temsil edilmelidir. Birinin diğerine üstünlüğü olmadan, kendi alanlarında özerk olmalılar ve devletin denetimi altında genel bütçede tahsis edilecek olan paralarla adil biçimde dağıtılmalı ve dini hizmetler eğer bir kamu hizmeti olarak kabul ediliyorsa, bu şekilde paralar da paylaşılmalıdır. O zaman ne ihlal olur, ne bir şey olur.

Alevileri kim temsil edecek Diyanet İşleri’nde? Bir de böyle problemler çıkabilir.

O kolay bir iş. Biz bunu hükümetlerle konuşurken, kendilerine yardımcı olmaya söz verdik. Çünkü Aleviliğin ocak sistemi üzerine İslam’ı icra eden bir anlayış biçimi var ve 158’e yakın ocak tespit ettik. Tümüne Cem Vakfı olarak ulaştık ve temsilcileri davet ettik.

Onların tümüne ulaşıldı. Hepsi toplandı ve aşağı yukarı 2700’e yakın dede ve baba, Balkanlar da içinde Orta Asya Cumhuriyetlerinden temsilciler istedik, yolladılar ve burada yapılan büyük bir toplantı kendi aralarında yaptıkları seçimle. Bir seçim yapıldı ve o seçimde Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı diye bir teşkilat kuruldu. Bu teşkilat aslında sürekli olması için kurulmadı. Diyanet yapılanması içinde yer alabilir mi diye düşündük.
Bugün, Almanya’ya dede yollandığında, herhangi bir dede ya da baba ihtiyacı olduğunda biz yolluyoruz. Devlet de bizden istiyor.

Devletin tutumu belli. Tüm bunlara rağmen nasıl devletle ilişkiler yürütülebiliyor?

Bunun cevabı çok basit. Devlet bizim devletimiz, biz bunun bilincindeyiz. Bugünün siyasi partisi, dünün siyasi partisi, Ahmet Bey, Mehmet Bey gelip gitmesi bizim bu ülkeye karşı sorumluluk...

Ama bir süreklilik söz konusu devlette.

Evet, bu sorumluluk bilincimizi ortadan kaldırmadık. İnsanlar bir şey için yaşar. Biz de böyle gidelim dedik. Bu karar da böyle verilmiş. Hükümetlere rağmen, biz bu devletin ayakta kalabilmesi için ve barış içinde İslam’ın Arap versiyonunu, Türk halkının İslam anlayışını yansıtmadığını söyleye gide geldik ve devam da edeceğiz. Suudi Arabistan örfleri İslam diye tartışılıyor ve bize dayatılmaya çalışılıyor.

Oral Çalışlar / Radikal
  • Yorum(ları) Oku
  • Yorum Yaz
  • Haberi Paylaş
  • Arkadaşına Gönder
  • Yazdır
Bu habere henüz yorum yazılmamış.
Ad Soyad
Ad soyad yazınız.
E-Posta
E-posta adresi yazınız.Hatalı e-posta adresi.
Yorum
Yorum yazınız.
 
Ad Soyad
Ad soyad yazınız.
E-Posta Adresiniz
E-posta adresi yazınız.Hatalı e-posta adresi.
Arkadaşınızın E-Posta Adresi
E-posta adresi yazınız.Hatalı e-posta adresi.
Mesaj
Yorum yazınız.
 
Hava Durumu
07.01.2009
08.01.2009
09.01.2009
İstanbul
6° C
7° C
7° C
Ankara
3° C
3° C
2° C
İzmir
5° C
10° C
10° C
Link Arşivi
Haber Siteleri
Tüm hakları saklıdır. Copyright © 2008 - Sosyal Haber. Bu sitedeki herhangi bir haber izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Tasarım ve Yazılım: Başkent Yazılım

haber, online haberler, internet haber, güncel haberler, internet haber sitesi, flaş haber, gündem, haberler, haber sitesi