
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, eşi Ferda Paksüt’ün telefonlarının dinlenmesiyle ilgili olarak, “İnsanların birtakım tanıdıkları kişilerle herhangi bir konuda konuşmaları, ikili çerçevede görüşmeleri, fikir yürütmeleri suç sayılacaksa vay halimize, Türkiye’nin vay haline” dedi.
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, izlenip dinlendikleri kuşkusunu dile getirdiklerinde resmi makamların “doğru değil” açıklaması yaptıklarına göndermede bulunarak, “Demek ki, resmi makamların açıklamalarına, söylenenlere itibar etmek mümkün olmuyor. Ama bizim yerimiz belli. Anayasayı korumak için yemin etmiş bir hukuk adamıyım. Dinlenilmekten rahatsızlığımızın sebebi bir şey sakladığımızdan değil. İstedikleri kadar dinlesinler. Ama bir süreç halinde devam eden bir tablo rahatsızlık veriyor” diye konuştu.
Dinleme kararını isteyen savcılığın kuşkusunun neye dayandığını, mahkemenin de gerekçesinin bilinmesi gerektiğini kaydeden Paksüt, “Ama bunu bilemiyoruz. Çünkü takibe son verildiğinde ilgilisine ‘sizi dinledik, tutanakları imha ettik’ diye bildirilmesi gerekiyor. Biz de böyle bir tebligat almadık. Ya dinleme devam ediyor ya da sona erdirildi ama bildirilmedi. Hiç bilgi almak mümkün olmuyor” açıklamasını yaptı. Kendisinin anayasayı korumak için yemin ettiğini anımsatan Paksüt, şunları söyledi:
“Benim kimliğim belli, yerim belli, verdiğim kararlar belli. Özel konuşmalarımızı yasal ya da yasadışı dinleyebilirler. Bunları engelleme imkânım yok. Benim ve eşimin suç işlemesi nasıl düşünülebiliyor ona hayret ediyorum. Bu kadar yıldır birlikte olduğum eşimin, suçla, çeteyle ilgisi olamayacağını tabii ki eş sıfatıyla en iyi bilen bir kişiyim. Benden habersiz birtakım suçların içine giremeyeceği de doğaldır.
‘Olayın yapılış tarzı ilginç’
Ama insanların birtakım tanıdıkları kişilerle herhangi bir konuda konuşmaları, fikir yürütmeleri suç sayılacaksa vay halimize, Türkiye’nin vay haline. Birtakım yarım yamalak psikolojik tabirler kullanılarak, bana ve eşime dönük hakaretamiz ithamlar da yapıldı. Paranoya dediler, hayal gördü dediler. Demek ki bunlar haksız yere yapılmış. Bir şeyler olduğu ortaya çıktı. İsterlerse 7 yıl dinlesinler. Ne bugün, ne yarın, ölünceye kadar benim ve eşimin suç işlemesi mümkün değil. Ama olayın yapılış tarzı ilginç. Bizim sorunumuz da telefonları dinlenen 70 bin ile 100 bin kişinin sorunu.”
Paksüt, Ergenekon davasının Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’ün “hâkimlerin dinlenmediğini kim garanti edebilir” sözlerini anımsatarak, “Demek ki hâkimler de dinleniyormuş. 70 ile 100 bin kişi dinleniyorsa, bunlar süresiz olur ve yeni yeni dinleme talepleri, mahkeme kararları olursa sayı yüz binleri aşar. Dinlemelerin makul bir sürede bitirilmesi konusunda yasal zorunluluk var. Dinlemeler bu kadar yaygınlaşırsa bunun içinden çıkılmaz” dedi.
Cumhuriyet