Balyoz'da ilk kez Tümgeneral Başkanlığında kapsamlı rapor hazırlandı.

Balyoz davasında hakkında yakalama kararı çıkartılan emekli Orgeneral
Çetin Doğan’ın avukatı Celal Ülgen, mahkemeye verdiği dilekçede, Askeri
Savcılık tarafından hazırlatılan askeri bilirkişi raporunun,
müvekkilinin lehine olmasına rağmen iddianame hazırlanırken dikkate
alınmadığını öne sürdü. Ülgen’in bu itirazı ile Balyoz’da ilk defa bir
Tümgeneral başkanlığında 5 kişilik bir heyetin kapsamlı bir bilirkişi
raporu hazırladığı ortaya çıktı.
Vatan Gazetesi'nden Burak Bilge'nin haberine göre; 2 Haziran’da
görevlendirilen ve aralarında Tümgeneral Mehmet Daysal, Kurmay Albay
Bayram Uğur, Kurmay Albay Cüneyt Akyol, Kurmay Binbaşı Erdal Toğaç ve
Mühendis Üsteğmen Hüseyin Erol’un bulunduğu bilirkişi heyetine, askeri
savcılık tarafından belirlenen 11 temel soru soruldu. Heyet raporunu 26
günlük bir çalışmanın ardından 28 Haziran’da hazırladı. Askeri
bilirkişiler hazırladıkları raporun tüm sayfalarını tek tek imzaladıktan
sonra “Özel” damgasıyla teslim etti.
2007 yılından hazırlandı iddiası
Bilirkişi, “Balyoz Harekat Planı” nın askeri yazışma teknik ve usulleri
yönünden çok eksiklikleri bulunduğununa karar verdi. Dosyaların “Yaratma
Tarihi” ve “Son Kaydetme Tarihi” üzerinde oynanarak eski tarihli
dosyaların oluşturulduğu, yapılan alıntıların tarihleri dikkate
alındığında Balyoz Güvenlik Harekat Planı adlı dokümanın 2007 yılından
sonra hazırlandığı ve gerçek olmadığı yönünde ciddi şüpheler oluştuğu
ifadelerine yer verdi.
Art niyetli kişilerce hazırlandı
Belge üzerinde çok sayıda başka belgeden “kes- yapıştır” yöntemi ile
alınmış bilgiler bulunduğu belirtildi. Milli Mutabakat Programı Hükümeti
Programı isimli belgeyi inceleyen bilirkişi heyeti, “Dokümanın en son
kaydetme tarihi olarak görülen 03.03.2003 tarihinden sonra, Prof.Dr.
Haydar BAŞ tarafından 27 Kasım 2005 tarihinde yapılan bir konuşmadan
alıntıların, birebir ve geniş şekilde doküman metni içerisinde yer
almasının, dokümanın 2005 yılından sonra oluşturulduğunu gösterdiği”
bilgisine yer verdi.
Resmi belgelerle bağlantısı yok
Bilirkişi Heyeti hazırladığı raporda , Plan ve ekleri ile ilgili olarak
askeri yazışmalarda herhangi bir ipucuna rastlanmadığını belirterek,
“Yapılan incelemelerin ışığında; seminer faaliyetlerine ilişkin resmi
askeri belge niteliğindeki dokümanlar ile bahse konu eylem planlarının
yer aldığı dokümanlar arasında herhangi bir bağlantının olmadığı,
Komutanlık emirlerinin eklerinde ya da içeriklerinde söz konusu eylem
planlarına (Balyoz, Çarşaf, Sakal, Oraj, Suga) atıf yapılmadığı tespit
edilmiştir” ifadelerine yer verdi.
Şifreyi herkes biliyor
Sivil memur Melek Üçtepe’nin ifadesinden yola çıkarak, karargahta
güvenlik açığı bulunduğunu belirten bilirkişi heyeti, bu açığın
nedenlerini ise şöyle sıraladı: “Hrk. Bşk.lığı plan odasında mevcut iki
bilgisayarın ortak ağa bağlı olması nedeniyle, ortak alana bilgi
atıldığında diğer başkanlıklar tarafından da görülebiliyor. Plan
semineri sırasında çok sayıda personel plan odasında çalıştı. Plan
çalışmaları ve seminer sonrası çalışmaların CD ortamına alındı. Plan
odasının evrak odasında saklandı. Giriş kapısı şifreliydi ve herkes yaka
kartını tanıttıktan sonra kendi şifresini girip kapıyı açabiliyordu.“
‘Beni kimse tanımıyordu’
Raporda, isimleri geçen gazeteciler Kadri Gürsel ve Serdar Akinan’la
ilgili şu ifadeler yer aldı. “Her iki gazeteci, seminerin icra edildiği
tarihte Türk kamuoyunda tanınmadıklarını ifade etmektedirler. Bu durum,
faydalanılacak medya mensupları listesinin seminerden sonra, her iki
gazetecinin kamuoyunda tanındıktan sonraki bir süreçte hazırlanmış
olabileceği şüphesini kuvvetlendirmektedir.”