Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'ndeki ipuçlarından yola çıkarak hazırlandılar.

Ünlü gezgin Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'ndeki ipuçlarından yola
çıkılarak hazırlanan özel tarifler, ''Yemekte Tarih Var'' Sempozyumu'nun
kapanış yemeğinde sunuldu.
Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde ve dışında ömrünün 50 yılını
yolculuk yaparak geçiren, ünlü eseri ''Seyahatname''de övülmeye değer
yiyecekler ve içeceklere yer vermeyi unutmayan Evliya Çelebi'nin
bahsettiği bu tatlar, ziyafet sofrasına taşındı.
Seyahatname'de yiyeceklere ayrılmış bir bölüm dışında, 10 cildin
herhangi bir yerinde ziyafetleri ya da esnaf alaylarını anlatırken de
yiyeceklerden söz eden gezgin Çelebi'nin Osmanlı saray mutfağına dair
verdiği bilgiler ışığında hazırlanan yemekler, ünlü gurmelerce tadıldı.
Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü tarafından organize edilen ve üç
gün süren ''Yemekte Tarih Var'' sempozyumunun kapanış yemeği,
Seyahatname'deki lezzetlerden oluştu.
Bilkent Otel'de gerçekleştirilen ve ünlü gurmelerin katıldığı yemek
öncesinde AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Bilkent Üniversitesi
Tarih Bölümü Başkanı Mehmet Kalpaklı, tarihin incelenmesinde yemek
kültürünün önemli olduğunu belirtti.
Kültür tarihinin bir alanının da yemek kültürü olduğuna değinen
Kalpaklı, bu anlamda Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü ve Tarih
Topluluğu'nun düzenlediği ''Yemekte Tarih Var'' Sempozyumu'nun alanında
ilk olma özelliği taşıdığını dile getirdi.
-''OSMANLI'NIN LEZZETİNE YOLCULUK...''
Sempozyumun kapanış yemeğinde 17. yüzyıl yemeklerini konukların
beğenisine sunduklarını anlatan Kalpaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Evliya Çelebi, 17. yüzyılda kaleme aldığı 10 ciltlik eseri
Seyahatname'de maalesef hemen hemen hiç yemek tarifi vermiyor. Sadece
Trabzon'a gittiğinde hamsili pilav tarifini anlatıyor. Çelebi'nin
anlattığı yemeklerden 17. yüzyıl tarihlerinde ve kaynaklarında geçen
yemekleri yeniden ürettik. Uzman Mary Işın'ın danışmanlığında Bilkent
Oteli'nin şefi ve Bilkent Üniversitesi Turizm Okulu'nun şefi Ekrem usta
ile yemekleri hazırladık. Bu yemekler sayesinde Osmanlı'nın lezzetine
yolculuk yapıyoruz.
Yemeğe katılan Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürü
Doç. Dr. Ayşegül İslam da düzenlenen sempozyumun araştırmacılar için
önemli konu başlıkları oluşturduğunu ifade ederek, ''Seyahatname'de
yemeklerin içinde neler olduğuna dair bilgiler var ama tarifleri, nasıl
yapıldıkları yok. Bizim yemek arkeologları diyebileceğimiz ustalar,
buradan buldukları ip uçlarıyla 17. yüzyıl Türk mutfağını yeniden icat
ve inşa etti. Bir canlandırma yaşadık, 17. yüzyılda atalarımızın neler
yediklerini gördük'' diye konuştu.
Evliya Çelebi uzmanı Mary Işın da Seyahatname'de binlerce yemekten
ve yörelere özgü yiyeceklerden bahsedildiğini söyledi.
-''YEMEKLER ÇOK YALINLAŞIYOR''-
Yazar Doğan Hızlan da sempozyumun önemine işaret ederek, bireylerin
ve ülkelerin tarihinde yemeğin önemli bir yeri olduğunu belirtti.
''Artık yemekler çok yalınlaşıyor. Tavuk suyuna çorba yaparken
haşlayıp arpa ya da tel şehriye koyarak yapıyoruz. Ama içine konulan bir
üzüm, bir badem ona lezzet veriyor ve terbiye ediyor. Terbiye insan
hayatında olduğu kadar yemekte de çok önemli'' diyen Hızlan, Çelebi'nin
sofrasındaki terbiyeli tavuk çorbasını çok beğendiğini söyledi.
Evliya Çelebi'nin gittiği yerlerin lezzetlerini öğrenmeyi ihmal
etmediğini anlatan Hızlan, şöyle konuştu:
''Ben de bundan sonra bu tarifleri göz önünde bulunduracağım.
Mesela bugün Evliya Çelebi'den, güllaç baklavası yapmışlar. Nitekim çok
güzel bir Osmanlı yemeği ortaya çıkmış, bu çok mükemmel olmuş. Osmanlı
mutfağını araştırdığım için Evliya Çelebi ile ilgili notlar almıştım.
Sadece yemekler için tarama yaptım ve bu konuda yüzlerce sayfa bilgi
çıktı Seyahatname'de. Menüyü bunlara bakarak oluşturdum. Geriye böyle
bir yemeğe uyarlanabilecek, azıcık da olsa bilgi sahibi kişileri seçmek
kaldı.''
-YEMEKLER USTA ŞEFLERİN ELLERİNDE ŞEKİLLENDİ-
Bilkent Otel aşçılarından Zeki Dolapkeser ise hazırladıkları
yemekler doğrultusunda, uzun zamandır Osmanlı mutfağıyla ilgili bir
çalışmayı hayata geçirmek istediklerini belirterek, ''Bu konuda birçok
kaynak var ama Evliya Çelebi'nin daha fazla bilgi sahibi olduğunu
gördük. Farklı bir çıkış noktamız olsun dedik ve Evliya Çelebi ile
başladık'' dedi.
Yemekleri yaparken malzeme bulmakta zorlanmadıklarını anlatan
Dolapkeser, şunları söyledi:
''İlk başladığımızda malzemeyi bulabileceğimiz ve güne
uyarlayabileceğimiz yemekleri yapmayı tercih ettik öncelik buydu. 17
yüzyıl döneminin beslenmesiyle bugünün beslenmesi arasında çok büyük
fark var. Örneğin o zamanda kuyruk ve iç yağlarının eriterek kullanımı
vardı. Bunu günümüzde yapmak ağır olacaktı onun yerine tereyağını
kullandık, zaman zaman zeytinyağı ile dokunuş yaptık. Daha sağlıklı
olması adına böyle bir uyarlama yaptık.
Yemekler Osmanlı saray mutfağı ağırlıklı. Onun dışında Urfa usulü
masluka var. Diyarbakır yöresine ait kavun zerdesi dikkatimizi çekti.
Onun dışında güllacın İstanbul'da Saray'da çok yaygın kullanıldığını
biliyoruz. Evliya Çelebi güllaç demiyor, 'kaymaklı güllaç baklavası'
diyor. Biz bir adım daha ileri götürdük ve onu fıstıklı kaymaklı güllaç
baklavası haline getirdik.''
Dolapkeser, başlangıç tabağı, çorba, 2 ana yemek, arada şerbet ve 2
tatlı olmak üzere 7 çeşit lezzet hazırladıklarını, Türk mutfağının
olmazsa olması çorbayı seçerken çok düşündüklerini ifade etti.
Bilkent Otel'in şefi Ekrem Sarpkaya da çorbanın da Osmanlı saray
mutfağını yansıttığını belirterek, ''Bol miktarda tavuk eti kullandık.
Çorbayı içtiğinizde doyuyorsunuz. Osmanlı yemek kültüründe bol malzeme
esastı. Biz de çorbada safran, sirke gibi ürünler kullandık. Günümüzde
bir çorbayı 3-5 çeşit malzeme ile yapabiliriz ama o dönemde çorbanın
içinde 10-15 çeşit malzeme var'' diye konuştu.
Menüde şu lezzetler yer aldı:
''Mini başlangıç tabağında haydari, pastırma, mercimek köfte.
Bademli terbiyeli tavuk çorbası, Şanlıurfa usulü Masluka, limon şerbeti,
Bursa'nın Kirde kebabı, Diyarbakır'ın kavun zerdesi, fıstıklı kaymaklı
güllaç baklası.''