TÜBİTAK'ın bir araştırma yapıp yapmadığını Devlet Bakanı Mehmet Aydın açıkladı.
İsa Yıldıran - Devlet Bakanı Mehmet Aydın, ''bugün 'eksen kayması
var' diyenler, eskiden 'Türkiye Malezya mı oluyor' diye soranlardır''
dedi.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Uluslararası Hoşgörü
ve Ayrımcılıkla Mücadele Konferansı için Kazakistan'ın başkenti
Astana'ya gelen Devlet Bakanı Mehmet Aydın, AA muhabirine Türkiye
gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Son dönemde artan terör saldırılarıyla ilgili bir soruya karşılık
Bakan Aydın, ''Zaten terör oradaydı. Terör 40 yıldır bizimle
birlikteydi. Maalesef, 1985 ten bu yana geçen süreyi dikkate alırsak
terör kanlı yüzünü zaman zaman gösteriyordu'' dedi. Aydın, ''Bugüne
bakarsak sanırım Türkiye'de demokratik gelişmeler daha iyi. Bugün 10
sene önceden daha kötü değil, 10 sene önceden daha iyi durumdadır. Bugün
Türkiye'de konuşulamayan, tartışılamayan konu kalmamıştır. Medyamız,
siyasetçilerimiz konuşabiliyor, tartışabiliyor. Bunlardan bir kısmı
hararetli tartışma, bir kısmı da biraz daha sakin biraz daha bilimsel
verilerle sürdürülüyor. Yani bugün 'siyasette birşeyler oldu da, terör
artış gösterdi' demek bilimsel olarak mümkün değil. Öyle bir temelinin
olduğunu düşünmüyorum'' diye konuştu.
-''AÇILIM BUGÜNÜN MESELESİ DEĞİL''-
Demokratik açılımın, bugünün meselesi olmadığını belirten Aydın,
Türkiye'de ne zaman ciddi konular konuşulmaya başlansa bu tür olayların
ortaya çıktığını ifade etti. Aydın, demokratik açılımla ilgili olarak
şöyle konuştu:
''Demokratik açılım zaten Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara
geldiğinden bu yana hatta ondan da önce başlayan bir süreç. Bizim AB
bağlamında hazırladığımız yasal paketler, demokratik açılımla ilgili
önemli açılımlardır. Yani siz eğer hukuk sisteminizi Avrupa Birliğinin
meri hukuk sistemi düzeyine çıkartmak için adım atıyorsanız, bu
attığınız her adım aynı zamanda demokrasinin hem genişlemesini hem de
zenginleşmesini beraberinde getiriyor. Burada yani büyük bir yanlış
anlama var. Ya da biz doğru bir şekilde anlatamadık. Ben 7 senedir
siyasetteyim. Bu 7,5 yıldır siyasetin içindeyim. 7,5 yıl içinde yapılan
çalışmaların tamamı demokrasinin yerleşmesi, genişlemesi içindir. Pekçok
şey yapıldı. Güneydoğu bakımından da Kürtçe konuşan vatandaşlarımız
için de pekçok adımlar atıldı. Ekonomi için de sosyal gelişme için de
oraya yatırım yapıldı. Bugüne kadar hiç olmayan miktarda Güneydoğu
bölgesine yatırım yapıldı. Bugün devletin resmi kanalında Kürtçe yayın
yapılmaktadır. İsteyen özel sektörün bu alana girmesindeki hukuki
engeller aşıldı. Üniversetelerde yaşayan dillerle ilgili bölümler
açıldı. Birkaç üniversitede Kürtçe bölümler açıldı. Bütün bunlar
yapılırken, sanki hak ve hürriyetler konusunda daralma varmış gibi,
Türkiye daralmaya gitmiş gibi konuşmak ya da bunu ileri sürerek şiddete
başvurmak anlaşılır birşey değil. Türkiye'ye dışarıdan bakanlar da bunu
anlayamıyor. Yani bu gerçekten üzerinde durulması gereken bir konu.''
-''TÜRKİYE'NİN BÖLGEDE OYNADIĞI ROLDEN RAHATSIZ OLANLAR VAR''-
Türkiye'nin bölge ülkeleri arasında hızla gelişen, büyüyen önemli
bir ülke olduğuna dikkati çeken Aydın, bu gelişmelerden rahatsızlık
duyanlar bulunabileceğini belirterek, ''Türkiye'nin büyük sayılabilecek
rolleri oynamasından, güçlenmesinden içte de rahatsızlık duyanlar
olabilir. Dışta da rahatsızlık duyanlar olabilir. Bir bakıma Türkiye'nin
demokratikleşme hızını da düşürme çabası olabilir. Türkiye'nin dış
politikada, komşularıyla ilişkilerde attığı adımlar da demokratikleşme
sürecinin sonuçlarıdır'' dedi. Bakan Aydın, ''Türkiye demokratik bir
ülkedir, Türkiye laik bir ülkedir. Evet biraz sıkıntılarımız var ama
Türkiye ekonomisini düzlüge çıkarmış bir ülkedir. Bunu yaparken de
komşuları ile ekonomik ilişkileri öncelik yaparak ekonomik gelişmeyi
saglayan bir ülke Türkiye. Bölgesinde demokrasiyi de güçlendiriyor.
Demokrasi güçlenince halk söz sahibi oluyor. Halkın söz sahibi olması da
bazen bazı ülkelerin işine gelmiyor. Bazı ülkelerin işlerini
zorlaştırıyor'' diye konuştu.
Pekçok ülkenin ''kendi yararını başkasının zararında gördüğünü''
ifade eden Aydın, bunun küresel dünyada çok yanlış bir anlayış olduğunu
söyledi. Türkiye'nin demokratikleşme çabalarının içeride de bazı
zorluklarla karşılaştığını belirten Aydın, ''Ama kötümser olmak için hiç
sebep yok. Halkın gerçekten desteği, demokrasinin güçlendirilmesinden
yanadır. Zaten o destek olmazsa az önce bahsetiğim bu adımlar da
atılamazdı. Ümit ediyorum bu, Türkiye'nin ileriye doğru adım atması,
hamle yapması, inanç yorumu her ne olursa olsun, dili ne olursa olsun
her kesim tarafından anlaşılır, Türkiye bugün yaşamakta olduğu bu
sıkıntıyı bir an önce geride bırakır'' dedi.
-''BUGÜN EKSEN KAYMASINDAN BAHSEDENLER DAHA ÖNCE 'TÜRKİYE
MALEZYA OLUYOR' DİYENLERDİR-
Türkiye'nin demokrasisini geliştiren, laik yapısını güçlendiren bir
ülke olduğunu anlatan Aydın, ''Eksen kayması'' iddialarıyla ilgili
şunları söyledi:
''Eksen kaymasını, eksen kayması olarak kullanmazsanız bu tür
tartışmalar her zaman olmuştur. 'Türkiye'ye şeriat geliyor, Türkiye
Malezya oluyor' diyenler, terim değişse de aynı şeyi söylüyorlar. Şimdi
'eksen kayması var' diyenler, daha önce 'Türkiye Malezya oluyor'
diyorlardı. Ben demiyorum. Malezya, demokraside pekçok alanda hızla
ilerleyen güçlü, kardeş bir ülke. Dolayısıyla bunlar çok klişedir.
Bunları çok ciddiye almamak lazım.''
Aydın, ''Türkiye'de bana sorarsanız laiklik gittikçe güçleniyor.
Çünkü halkımız da laikliğin ne olduğunu anlıyor. Laikliğin din
düşmanlığı olmadığını anlıyor. Laikliğin kendi inancını ortaya koymada
önemli ölçüde büyük bir hukuki destek olduğunu anlıyor. Bir sosyolojik
destek sağladığını görüyor. Dolayısıyla anayasamızın devlet tarifini
ortaya koyduğu kavramlar güçleniyor. Yani Türkiye'de demokrasi
güçleniyor. Zaten, demokrasidir merkezde olan. Demokrasi güçlenirse,
laiklik güçlenir. Demokrasiyi özümseyen bir insan başkasının inancına
karışmaz. Başkalarını inançlarından dolayı baskı altında tutmaz.
Dolayısıyla demokrasi varsa eğer hukuk devleti vardır. Demokrasi
güçlüyse, laiklik, din ve vicdan hürriyeti güçlüdür. Demokrasi varsa o
ülkenin sosyal bir hukuk devleti olması önünde de bir engel yok. Çünkü
ancak gönüllü katılımlarla sağlanır büyüme, gelişme'' dedi.
Bakan Aydın, sözlerine şöyle devam etti:
''Yani demokrasiniz varsa, laikliğiniz güçleniyorsa, tam bir hukuk
devleti olma yolundaysanız, dünyanın hiçbir yerinde olmaz. Önemli
adımlar atılıyorsa, orada eksen kayması olmaz. Bu ülkenin ne devlet
tanımı değişmiştir, ne laikliği zedelenmiştir. Ben hayatı boyunca bir
hukuk ilkesi olarak laikliği savunmuş bir insanım, bana sorarsanız,
Türkiye'de laiklik son yıllarda bir güç kazanmıştır. Laiklik, devletin
bir ülkenin inancına müdahale etmesi anlamına gelmiyor. Laiklik, esas
itibarı ile din ve vicdan özgürlüğüdür. Esas olarak dünyayı dünya olarak
görmekter. O ülkeyi gelişmiş ülkeler haline getirmektir. O ülkeyi
birinci lige taşımaktır. Onun için bir felsefe hocası olarak bu tür
tartışmalara sorduğunuz için cevap veriyorum ama önem vermiyorum''
-''ÖZGÜRLÜKLERLE SORUMLULUKLAR ARASINDA İYİ BİR DENGE
KURULMALI''-
Bazı internet sitelerinin yayınlarının engellenmesiyle ilgili
olarak Aydın, hükümetin hiçbir üyesinin basına sansürü düşünmediğini,
bunu akıllarından geçirmediklerini belirten Aydın, buna karşın
''özgürlüklerle sorumlulukların belli bir denge içinde bulunması
gerektiğini'' kaydetti.
Aydın, ''Her araç, insanlığın hayrına kullanılmak zorundadır. Yani
kendi istiyor diye, kendi sıkıntılarını başkasına aktarmak için bunlar
kullanılamaz. Gönül ister ki herkes kendi sınırlarını kendisi çizsin.
Yani özgürlük amenna, dil ve ifade özgürlüğü elbete gerekli. Bir
düşüncesi varsa bir estetik kaygısı varsa bunu elbette ortaya koyacak
ama hiçbir özgürlük de kötüye kullanılmamalı. Ama sorumluluklar da
hürriyetler kadar önemlidir. İkisi arasında denge olmazsa, o hürriyetler
yanlış kullanılır. O yanlış kullanılma da topluma huzur getirmez, barış
getirmez, birlik beraberlik getirmez. Dolayısıyla medya sorumluluğu ile
medya özgürlüğünü bir denge içinde götürmek gerekiyor. Bu dengenin bir
hukuki temeli olacaktır, yasal temeli olacaktır. Bu dengenin toplum
tarafından da takip edilir olması gerekiyor ki bu denge, özgürlüklerin
kısıtlanması yönünde kullanılmasın, bu denge sorumlulukların hiç
sayılması yönünde kullanılmasın'' diye konuştu.
Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a ait olduğu iddia edilen
görüntülerle ilgili TÜBİTAK'ın bir araştırma yapıp yapmadığının
sorulması üzerine Aydın, ''TÜBİTAK'a bu kasetler gelmiyor.
Mahkemeler bu işleri bilen kişilere gönderiyor dosyayı, onlar da
doğrudan doğruya mahkemeye gönderiyor. Onların ne kadar otantik olup
olmadığına bilim insanları bakıyor. Kalkıp bana kadar gelen birşey yok
bu konuda. Bana gelmemesi de anlaşılabilir'' dedi.