İnternet haber
30 Haziran 2010 Çarşamba

Baykal'ın kasedi incelendi mi?

TÜBİTAK'ın bir araştırma yapıp yapmadığını Devlet Bakanı Mehmet Aydın açıkladı.
İsa Yıldıran - Devlet Bakanı Mehmet Aydın, ''bugün 'eksen kayması var' diyenler, eskiden 'Türkiye Malezya mı oluyor' diye soranlardır'' dedi.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Uluslararası Hoşgörü ve Ayrımcılıkla Mücadele Konferansı için Kazakistan'ın başkenti Astana'ya gelen Devlet Bakanı Mehmet Aydın, AA muhabirine Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Son dönemde artan terör saldırılarıyla ilgili bir soruya karşılık Bakan Aydın, ''Zaten terör oradaydı. Terör 40 yıldır bizimle birlikteydi. Maalesef, 1985 ten bu yana geçen süreyi dikkate alırsak terör kanlı yüzünü zaman zaman gösteriyordu'' dedi. Aydın, ''Bugüne bakarsak sanırım Türkiye'de demokratik gelişmeler daha iyi. Bugün 10 sene önceden daha kötü değil, 10 sene önceden daha iyi durumdadır. Bugün Türkiye'de konuşulamayan, tartışılamayan konu kalmamıştır. Medyamız, siyasetçilerimiz konuşabiliyor, tartışabiliyor. Bunlardan bir kısmı hararetli tartışma, bir kısmı da biraz daha sakin biraz daha bilimsel verilerle sürdürülüyor. Yani bugün 'siyasette birşeyler oldu da, terör artış gösterdi' demek bilimsel olarak mümkün değil. Öyle bir temelinin olduğunu düşünmüyorum'' diye konuştu.

-''AÇILIM BUGÜNÜN MESELESİ DEĞİL''-

Demokratik açılımın, bugünün meselesi olmadığını belirten Aydın, Türkiye'de ne zaman ciddi konular konuşulmaya başlansa bu tür olayların ortaya çıktığını ifade etti. Aydın, demokratik açılımla ilgili olarak şöyle konuştu:

''Demokratik açılım zaten Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinden bu yana hatta ondan da önce başlayan bir süreç. Bizim AB bağlamında hazırladığımız yasal paketler, demokratik açılımla ilgili önemli açılımlardır. Yani siz eğer hukuk sisteminizi Avrupa Birliğinin meri hukuk sistemi düzeyine çıkartmak için adım atıyorsanız, bu attığınız her adım aynı zamanda demokrasinin hem genişlemesini hem de zenginleşmesini beraberinde getiriyor. Burada yani büyük bir yanlış anlama var. Ya da biz doğru bir şekilde anlatamadık. Ben 7 senedir siyasetteyim. Bu 7,5 yıldır siyasetin içindeyim. 7,5 yıl içinde yapılan çalışmaların tamamı demokrasinin yerleşmesi, genişlemesi içindir. Pekçok şey yapıldı. Güneydoğu bakımından da Kürtçe konuşan vatandaşlarımız için de pekçok adımlar atıldı. Ekonomi için de sosyal gelişme için de oraya yatırım yapıldı. Bugüne kadar hiç olmayan miktarda Güneydoğu bölgesine yatırım yapıldı. Bugün devletin resmi kanalında Kürtçe yayın yapılmaktadır. İsteyen özel sektörün bu alana girmesindeki hukuki engeller aşıldı. Üniversetelerde yaşayan dillerle ilgili bölümler açıldı. Birkaç üniversitede Kürtçe bölümler açıldı. Bütün bunlar yapılırken, sanki hak ve hürriyetler konusunda daralma varmış gibi, Türkiye daralmaya gitmiş gibi konuşmak ya da bunu ileri sürerek şiddete başvurmak anlaşılır birşey değil. Türkiye'ye dışarıdan bakanlar da bunu anlayamıyor. Yani bu gerçekten üzerinde durulması gereken bir konu.''

-''TÜRKİYE'NİN BÖLGEDE OYNADIĞI ROLDEN RAHATSIZ OLANLAR VAR''-

Türkiye'nin bölge ülkeleri arasında hızla gelişen, büyüyen önemli bir ülke olduğuna dikkati çeken Aydın, bu gelişmelerden rahatsızlık duyanlar bulunabileceğini belirterek, ''Türkiye'nin büyük sayılabilecek rolleri oynamasından, güçlenmesinden içte de rahatsızlık duyanlar olabilir. Dışta da rahatsızlık duyanlar olabilir. Bir bakıma Türkiye'nin demokratikleşme hızını da düşürme çabası olabilir. Türkiye'nin dış politikada, komşularıyla ilişkilerde attığı adımlar da demokratikleşme sürecinin sonuçlarıdır'' dedi. Bakan Aydın, ''Türkiye demokratik bir ülkedir, Türkiye laik bir ülkedir. Evet biraz sıkıntılarımız var ama Türkiye ekonomisini düzlüge çıkarmış bir ülkedir. Bunu yaparken de komşuları ile ekonomik ilişkileri öncelik yaparak ekonomik gelişmeyi saglayan bir ülke Türkiye. Bölgesinde demokrasiyi de güçlendiriyor. Demokrasi güçlenince halk söz sahibi oluyor. Halkın söz sahibi olması da bazen bazı ülkelerin işine gelmiyor. Bazı ülkelerin işlerini zorlaştırıyor'' diye konuştu.

Pekçok ülkenin ''kendi yararını başkasının zararında gördüğünü'' ifade eden Aydın, bunun küresel dünyada çok yanlış bir anlayış olduğunu söyledi. Türkiye'nin demokratikleşme çabalarının içeride de bazı zorluklarla karşılaştığını belirten Aydın, ''Ama kötümser olmak için hiç sebep yok. Halkın gerçekten desteği, demokrasinin güçlendirilmesinden yanadır. Zaten o destek olmazsa az önce bahsetiğim bu adımlar da atılamazdı. Ümit ediyorum bu, Türkiye'nin ileriye doğru adım atması, hamle yapması, inanç yorumu her ne olursa olsun, dili ne olursa olsun her kesim tarafından anlaşılır, Türkiye bugün yaşamakta olduğu bu sıkıntıyı bir an önce geride bırakır'' dedi.

-''BUGÜN EKSEN KAYMASINDAN BAHSEDENLER DAHA ÖNCE 'TÜRKİYE MALEZYA OLUYOR' DİYENLERDİR-

Türkiye'nin demokrasisini geliştiren, laik yapısını güçlendiren bir ülke olduğunu anlatan Aydın, ''Eksen kayması'' iddialarıyla ilgili şunları söyledi:

''Eksen kaymasını, eksen kayması olarak kullanmazsanız bu tür tartışmalar her zaman olmuştur. 'Türkiye'ye şeriat geliyor, Türkiye Malezya oluyor' diyenler, terim değişse de aynı şeyi söylüyorlar. Şimdi 'eksen kayması var' diyenler, daha önce 'Türkiye Malezya oluyor' diyorlardı. Ben demiyorum. Malezya, demokraside pekçok alanda hızla ilerleyen güçlü, kardeş bir ülke. Dolayısıyla bunlar çok klişedir. Bunları çok ciddiye almamak lazım.''

Aydın, ''Türkiye'de bana sorarsanız laiklik gittikçe güçleniyor. Çünkü halkımız da laikliğin ne olduğunu anlıyor. Laikliğin din düşmanlığı olmadığını anlıyor. Laikliğin kendi inancını ortaya koymada önemli ölçüde büyük bir hukuki destek olduğunu anlıyor. Bir sosyolojik destek sağladığını görüyor. Dolayısıyla anayasamızın devlet tarifini ortaya koyduğu kavramlar güçleniyor. Yani Türkiye'de demokrasi güçleniyor. Zaten, demokrasidir merkezde olan. Demokrasi güçlenirse, laiklik güçlenir. Demokrasiyi özümseyen bir insan başkasının inancına karışmaz. Başkalarını inançlarından dolayı baskı altında tutmaz. Dolayısıyla demokrasi varsa eğer hukuk devleti vardır. Demokrasi güçlüyse, laiklik, din ve vicdan hürriyeti güçlüdür. Demokrasi varsa o ülkenin sosyal bir hukuk devleti olması önünde de bir engel yok. Çünkü ancak gönüllü katılımlarla sağlanır büyüme, gelişme'' dedi.

Bakan Aydın, sözlerine şöyle devam etti:

''Yani demokrasiniz varsa, laikliğiniz güçleniyorsa, tam bir hukuk devleti olma yolundaysanız, dünyanın hiçbir yerinde olmaz. Önemli adımlar atılıyorsa, orada eksen kayması olmaz. Bu ülkenin ne devlet tanımı değişmiştir, ne laikliği zedelenmiştir. Ben hayatı boyunca bir hukuk ilkesi olarak laikliği savunmuş bir insanım, bana sorarsanız, Türkiye'de laiklik son yıllarda bir güç kazanmıştır. Laiklik, devletin bir ülkenin inancına müdahale etmesi anlamına gelmiyor. Laiklik, esas itibarı ile din ve vicdan özgürlüğüdür. Esas olarak dünyayı dünya olarak görmekter. O ülkeyi gelişmiş ülkeler haline getirmektir. O ülkeyi birinci lige taşımaktır. Onun için bir felsefe hocası olarak bu tür tartışmalara sorduğunuz için cevap veriyorum ama önem vermiyorum''

-''ÖZGÜRLÜKLERLE SORUMLULUKLAR ARASINDA İYİ BİR DENGE KURULMALI''-

Bazı internet sitelerinin yayınlarının engellenmesiyle ilgili olarak Aydın, hükümetin hiçbir üyesinin basına sansürü düşünmediğini, bunu akıllarından geçirmediklerini belirten Aydın, buna karşın ''özgürlüklerle sorumlulukların belli bir denge içinde bulunması gerektiğini'' kaydetti.

Aydın, ''Her araç, insanlığın hayrına kullanılmak zorundadır. Yani kendi istiyor diye, kendi sıkıntılarını başkasına aktarmak için bunlar kullanılamaz. Gönül ister ki herkes kendi sınırlarını kendisi çizsin. Yani özgürlük amenna, dil ve ifade özgürlüğü elbete gerekli. Bir düşüncesi varsa bir estetik kaygısı varsa bunu elbette ortaya koyacak ama hiçbir özgürlük de kötüye kullanılmamalı. Ama sorumluluklar da hürriyetler kadar önemlidir. İkisi arasında denge olmazsa, o hürriyetler yanlış kullanılır. O yanlış kullanılma da topluma huzur getirmez, barış getirmez, birlik beraberlik getirmez. Dolayısıyla medya sorumluluğu ile medya özgürlüğünü bir denge içinde götürmek gerekiyor. Bu dengenin bir hukuki temeli olacaktır, yasal temeli olacaktır. Bu dengenin toplum tarafından da takip edilir olması gerekiyor ki bu denge, özgürlüklerin kısıtlanması yönünde kullanılmasın, bu denge sorumlulukların hiç sayılması yönünde kullanılmasın'' diye konuştu.

Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a ait olduğu iddia edilen görüntülerle ilgili TÜBİTAK'ın bir araştırma yapıp yapmadığının sorulması üzerine Aydın, ''TÜBİTAK'a bu kasetler gelmiyor.

Mahkemeler bu işleri bilen kişilere gönderiyor dosyayı, onlar da doğrudan doğruya mahkemeye gönderiyor. Onların ne kadar otantik olup olmadığına bilim insanları bakıyor. Kalkıp bana kadar gelen birşey yok bu konuda. Bana gelmemesi de anlaşılabilir'' dedi.
  • Yorum(ları) Oku
  • Yorum Yaz
  • Haberi Paylaş
  • Arkadaşına Gönder
  • Yazdır
Bu habere henüz yorum yazılmamış.
Ad Soyad
Ad soyad yazınız.
E-Posta
E-posta adresi yazınız.Hatalı e-posta adresi.
Yorum
Yorum yazınız.
 
Ad Soyad
Ad soyad yazınız.
E-Posta Adresiniz
E-posta adresi yazınız.Hatalı e-posta adresi.
Arkadaşınızın E-Posta Adresi
E-posta adresi yazınız.Hatalı e-posta adresi.
Mesaj
Yorum yazınız.
 
Dedektör
Anket
Ergenekon Davasını doğru ve gerçekçi buluyor musunuz?
Hayır
Evet
Fikrim yok
 Sonuçları Görüntüle | Diğer Anketler
Dedektör
Eticaret Sitesi
Eticaret Sitesi
Başkent Hosting
Tüm hakları saklıdır. Copyright © 2012 - Sosyal Haber. Bu sitedeki herhangi bir haber izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.

Tasarım ve Yazılım: Başkent Yazılım

haber, online haberler, internet haber, güncel haberler, internet haber sitesi, flaş haber, gündem, haberler, haber sitesi